Uygun Kredi Bak

Uygun Kredi Bak

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

Mart Her Şeyin Başlangıcı Gibi
  • Ana Sayfa » Haber
  • 16 Ağustos 2013 - 09:28:32
Mart Her Şeyin Başlangıcı Gibi

Bir arkadaşım tarafından doğum günü hediyesi şeklinde masanın üzerinde duruyOrdu ili : ‘’Mart”Elime aldığım anda ise bırakamadım. iç içe geçmiş öyküler, Bakırköy’ün bilindik dokusu, bayağı misafirin deği-şik hikayeleri.. Kitabın son sayfasını geldiğimde ‘’henüz bitmemeliydi” diye konuş-tum kendi kendime. Mart’ın yazarının anlatabilir başka öyküleri de olmalıydı.. Ama bu faka t yazarına sorulabilecek bir soruydu.. Doğum günümde […]

Mart-Her-Seyin-Baslangici-GibiBir arkadaşım tarafından doğum günü hediyesi şeklinde masanın üzerinde duruyOrdu ili : ‘’Mart”
Elime aldığım anda ise bırakamadım. iç içe geçmiş öyküler, Bakırköy’ün bilindik dokusu, bayağı misafirin deği-şik hikayeleri.. Kitabın son sayfasını geldiğimde ‘’henüz bitmemeliydi” diye konuş-tum kendi kendime. Mart’ın yazarının anlatabilir başka öyküleri de olmalıydı.. Ama bu faka t yazarına sorulabilecek bir soruydu.. Doğum günümde kitabı hediye eden [r] arkadaşım sayesinde Alper Atalan’a ulaştım.. Amacım röportaj yapmak değil, bu dingin, naif kitabın yazarı ile muhabbet etmekti… ޞimdi bunları yazıya dökmek ise konuşulanları deşifre etmek değil sadece paylaşmak…

Yazmaya sebe p ve nasıl başladın? bundan sonra içimde tutamıyorum diye konuş-tuğin bir his ya da bir hadi se mı yaşadın?Açıkçası bu problemi n cevabı benim için net şeklinde yok. Yazmak hep vardı. Bunu bir dil şeklinde kullanmayı seçtim. Bir dil şeklinde kendimi daha kolay ifade edebildiğim için yazmaya başladım. Başka bir seçeneğim yokmuş gibi düşünüyordum. Dergilere yazı göndererek başladım. özel olarak, mizahi manada. Babam okuma yazmayı okula gitmeden ev-vel bana öğretmişti. Babam asker olduğu için çocukluğum lojmanlarda geçti ve lojmanlarda gördüğüm, okuduğum ilk şey; prizi çek, gereksizse söndür gibi emirlerdi. Herhalde böyle bir anlayışa karşı çıkmak beni mizaha yakınlaştırdı. Ve ilkokula başladığımda Türkçem bozuktu. Yani ötek i öğrencilerden ev-vel okumayı sökmüştüm ama ağabeyciğim değil, abicim diyordum. Bu yazı dilime de yansıdı kaçınılmaz şeklinde ve kendimi mizah dergilerinde buldum. şimdi-lik lise sondayken dergilerde yazılarım yayımlanıyordu. Onları gördükten sonra anladım ki yazmak kendimi yenide n dan tarif edebilmekti benim için.

Henüz oldukça çok gençken yazıları dergilerden yayımlandı.. Yazı yazmak yaşamının en büyük parçasını oluşturdu.. Ama biyografi kısmında Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi olduğun yazıyor. sebe p üniversitede edebiyatla alaka-lı bir alan seçmedin?Okul yaşamım biraz karışık aslında. ev-vel harita mühendisliği okudum. Sonra star Teknik elektriğe girdim. Daha sonra İstanbul ili üniversitesi astronomiye girdim. Sonra İstanbul ili Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri bölümüne girdim. Babam ve annem her yıl 1. sınıftan başlıyorsun ,senin okumaya niyetin yok diye bana sinirlendilar. Haklıydılar çünkü mühendisliği 10 yıl-da bitirdim. Edebiyatla alaka-lı bir alan seçmedim çünkü babam bu işlerin geçer akçe olmadığını düşünüyordu. açıkcasını söylemek gerekirsebende bunun bir meslek değil bir tutku olduğuna inanıyordum.

Ama öyle olmadı ve sen dergilerde yazmaya başladın. Hangi dergilerde çalıştın?Üniversitede okurken Gırgır, Joker, Küstah gibi dergilerde çalıştım. Bu süreç içerisinde ustam olan Atilla Atalay ile Sıdıka’yı yazmaya başladık. TVdünyası ile tanıştım, TViçin yazmaya başladım. Ama açıkcasını söylemek gerekirseo zamanda bunun bir meslek olduğunu düşünmemiştim. Bir dolu insan bir binanın içerisinde çılgınlarca eğleniyor öbür taraftan yazılar yazıyor, karikatürler çiziyorduk. Okul bitene kadar yazmanın mesleğim olabileceğini düşünmedim. Öte yandan kendi mesleğimi de hiç yapmadım.

Televizyon için neler yazdın?Daha oldukça çok komedi televizyon dizileri yazdım. Sıdıka, Reyting Hamdi, Yasemin Yalçın, Avrupa Birliği Yolları Taştan televizyon dizisinde yazdım.. ޞuanda da bir erkek bir kadın da yazıyorum.Peki, kitaplarına gelirsek ilk kitabın Sanal Uyku da ne anlatıyordun?Türkiye’ de yeni gelişmekte olan internet kafe kültürünü anlatıyordum. Bilgisayar Türkiye’ye geldiğinde herkes deli gibi bilgisayarlara saldırdı. Bu süreç içerisinde her yerde mantar gibi internet kafeler pırtladı. Ben de kendimi internet kafede buldum. 6 ay sonra falan çıktığımda bir kitap yazmam gerektiğini düşündüm. Çünkü kendi içerisinde bir sosyalliği olan ama bununnla birlikte asosyal bir ortamdı. insanlar aslında yalnız ama yan yana birlikt elerdi ve uzakta hiç tanımadıkları insanlar ile birlikt elerdi. ޞimdiki gibi sosyal medyada insanlar kendilerini net biçimde ifade etmiyorlardı. Gizli kimlikleri ile saklı kimlikleri ile iletişim kuruyorlardı. Bu benim oldukça çok hoşuma gitti ve ortaya sanal uyku çıktı.Anladığım kadarı ile Sanal Uyku mizahi bir kitap. Mizah yazmak zor mu? Neler seni besliyor?

Mizah yazmak zor değil. Daha oldukça çok yaşamı nasıl algıladığınızla ilgili. Nasıl bakıyor iseniz çevrenizdeki olay iler da öyle gelişiyor. Her şey ayrınntılarda saklı. deği-şik yazan insanlar deği-şik ayrınntıları görüyorlar. Mizah yazan içerisinde her şey komik gelebiliyor.

Çevremdeki insanlardan fazlaca besleniyorum. açıkcasını söylemek gerekirsesülalemde oldukça çok normal insan yok. Dedemin kardeşi akıllanabilmek için kafasını kazıtıp kaz beyni bağlarmış. Yeni zamanda öğreniyorum amcam anti depresan hapları kullanıyormuş. Köyde yaşayan bir insanın antidepresan kullanması bana ilginç geldi. Ben hastayım demiyorum ama misafirin çoğunun hasta olmaması olasılığını da göz ardı etmek istemiyorum açıkçası. Çevremdekiler anormal insanlar. Bu da beni besliyor.

ilk kitabından 11 se-ne sonra ikinci kitabın çıktı.. Mart.. Mart senin için ehemmiyetli bir ay mı? sebe p adını Mart koydun?Mart’ı yazmaya başlamadan ev-vel bir ayda geçen bir günlük tasarlamıştım. Bu günlük karışık tarihlerde de olsa kendi içerisinde düzenli.. Mart küçük öykülerden oluşan büyük öykülere dönüşüyor.. Bir ay içerisinde geçen deği-şik günleri bir araya getirmek bir puzzle yapmak fikri oldukça çok eğlenceli bir şey yapısalcılığa da inanıyorum. Denenmemiş bir şey değil kabul ediyorum ama içimden böyle geldi.

Adının Mart olması neden i ise doğum günüm Mart’ta. Baharın başlangıcı Mart. Ve baharın misafirin üzerindeki etkisini, misafirin o hallerini seviyorum. Mart’la birlik-te misafirin değişmeye başlıyorlar. Bir de Mart ayının Jülyen takviminde tartışmalı bir hali var. Gerçekte Jülyen Takviminde ilk ayın mart olduğunu okumuştum. Daha sonra takvim 3 ay geri çekilmiş. Bu herşeyin başlangıcı gibi..

Mart bir yanı ile mizahi bir yanı ile oldukça hüzünlü bir kitap. Mizahla hüznü birleştirmek zor oldu mu?

Mizahla hüznün oldukça çok iç içe kavramlar olduğunu düşünüyorum. insan ne zaman hıçkırıklara boğulur? Ya oldukça çok güldüğünde ya oldukça çok ağladığında. Bir cenaze töreninde insanlar kendilerini zor tutarlar gülmemek için herkesin başına gelir, herkes bundan utanır.. Bunu anlatırken yenide n gülerler, o insanı konuşurken yenide n ağlarlar.. yenide n gülerler..

insanlar bunu biliyorlar ve oldukça çok da yadırgadıklarını düşünmüyorum. Bir de misafiri güldürme ve ağlatma çabası arasında medcezir halinde bulunmak inanılmaz hoşuma gidiyor.

Kitapta Bakırköy dokusu var… Tıpkı Barış Bıçakçı’da Ankara’nın dokusu olması gibi..Yazarlar için yaşadıkları yer ehemmiyetli mi?

Kuşkusuz ehemmiyetli ve kuşkusuz yazarı da etkiliyor. Ben yazarken yerden bağımsız yazma fikrim yoktu. Yazarken kurgusal bir gerçeklikle yazmaya çalıştım, kahramanlar, kitabın içerisinde geçen şahıs-lar gerçeğe oldukça çok yakın. yer tabi ki oldukça çok belirleyici. Kitapta akla gedik bir hal var. Kahramanı da zaten anormal bir hali var. sebe p delirmeyelim ki? Bakırköy’de yaşayan misafirin delirmeleri bir yanı ile meşrudur. Gerçekten akıl hastanesinde tedavi gören misafirin heps i kliniğe hapsedilmiş ağır vakalar değiller. oldukça çok uzun zamandan beri orada bir hastane var ve hastaların bazısı bahçede ve bahçeden dışarı çıkmakla orantılı şeklinde tedavi ediliyorlar. Bakırköy’deki muhhteşem şey toleransı olması. Başka bir yerde başka bir coğrafyada akla edik bir insanın göreceği kötü bir tepkiyi Bakırköy’de görmüyorsunuz. Bir deli şeklinde söylüyorum bunu..Kitaptaki ana kahraman sen misin?Ben değilim. Bana yakın birisi. Ben yazsam böyle yazardım diye konuş-tuğim bir adam.

Kitaptaki kişiliklerden gerçek olan var mı?Klarnet hocam gerçek, Doğukan kişiliki gerçek. Annem babam kardeşim gerçek ama olay ilerın heps i kurgusal. Hissettiklerim gerçek.Annen ve baban kitabı okudular mı? Okudularsa ‘’yahu bizi sebe p böyle yazdın diye konuş-tuler mi?”Demediler. Aslında babam dili oldukça çok kötü kullandığımdan, birtakım cümlelerimin bitmediğinden dem vurdu. Eğer çalışırsam daha iyi kitaplar yazabileceğimi belirt ti. Annem tamamen duygusal yaklaştı. Kimse bence üzerine alınmadı. Bu beni oldukça çok mutlu ediyor.Kitap ağdalı bir dilden kaçınarak yazılmış. Daha minimal yazmayı mı seviyorsun?Özellikle basit bir dille yazma kaygım yok ama bunu seviyorum. Kolay anlaşılmayı seviyorum. insanlarda bunun peşinde iletişim çağında 140 harf sınırlaması içerisinde daha az zaman içerisinde ifade edip daha çabuk mesaj iletmek kaygısına kapılıyorlar. Edebiyatta sebe p böyle olmasın, sebe p beceremeyelim? Yapılır. Ben yaparım demiyorum ama edebiyat yapar.

Kitaptaki kişilikler kaybedenlerden mi oluşuyor?Kitapta yazdığım kişilikleri oldukça çok kaybedenler şeklinde düşünmüyorum açıkçası. Hatta bazıları kaybetmiş şeklinde algılansa da yitirdiklerinin farkında olmayan ama kazandıklarını düşünen insanlar. O kadar güzel tutunamıyorlar ki bunun kibrini yaşıyor olabilirler. Mart’ta tüm hikayeler yalnızlıkta dinleniyor. insanlar bu itiş kakışta kendi seslerini bulamıyorlar ama yalnızlıkta iç sesinizi dinleyebiliyorsunuz.Bu kitabın devamı gelecek mi?Umuyorum. Notlarım var ama bir kitap için yeterli değil.Ben yazarım diyebiliyor musun?Diyemiyorum. Ama keşke insanlar yazdıklarından hayatlarını sağlayabilselerdi. O zaman yazmak için deli gibi uğra ş sarf edip yazarım diyebilirdim ama bir yandan yaşamı kovalamak zorundayım. O yüzden yazarım diyemiyorum.

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz