Uygun Kredi Bak

Uygun Kredi Bak

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

Keçileri Artık
  • Ana Sayfa » Haber
  • 16 Ağustos 2013 - 07:51:07
Keçileri Artık

Türkiye istatistik Kurumu (TÜiK) 2012 verilerine göre ülkenin keçi varlığı 7 milyon 277 bin 953’e ulaştı.Geçmiş yıllara bakıldığında özel olarak 1991-2009 arasında keçi sayısında önemli bir gerileme söz konusuydu. Örneğin 1991’de 9 milyon 500 bin olan keçi sayısı 2009’da 5 milyona geriledi. Lakin, 2010 yılından itibaren bu alanda bir hareketliliğin olduğu gözlemleniyor. Ülkemizin keçi varlığı […]

Kecileri-Artik-Türkiye istatistik Kurumu (TÜiK) 2012 verilerine göre ülkenin keçi varlığı 7 milyon 277 bin 953’e ulaştı.
Geçmiş yıllara bakıldığında özel olarak 1991-2009 arasında keçi sayısında önemli bir gerileme söz konusuydu. Örneğin 1991’de 9 milyon 500 bin olan keçi sayısı 2009’da 5 milyona geriledi. Lakin, 2010 yılından itibaren bu alanda bir hareketliliğin olduğu gözlemleniyor. Ülkemizin keçi varlığı 2010’da 6 milyon 140 bin 622, [r] 2011’de ise 7 milyon 126 bin 862 oldu. Alınan tedbir ve uygulamalar ile son 4 sene-de Türkiye’deki keçi sayısında artış oldu. Yüksek verimli süt keçisi sayısı 2 milyon 968 bin 157, kasaplık sayısı ise yıllık 1 milyon 254 bin 92 baş şeklinde kayıtlara geçmiş.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazan Koluman, et ve süt yönünden oldukça çok değerli bir hammaddeye malik keçinin bundan sonra ‘öcü’ şeklinde görülmediğini belirt ti. yeni den keçiciliğe dönüşün başladığını aktaran Koluman, “Köye dönüş gibi. Buna bakanlık da destek veriyor. Keçicilik meraya bağlı bir hayvan. Eski meralar ya rehabilite edilmiş orman olmuş. Yâda bitkisel üretime geçilmiş. Yâda oldukça çok tahrip edilmiş. Meraların ıslah edilmesi oldukça çok önemli.” diye konuş-tu.

Keçiciliğin en az yem yiyerek daha fazla verim verme bakımından avantajlı olduğunu ifade eden Prof.Dr. Koluman, keçiciliğin bundan sonra ‘saldım çayıra mevlam kayıra’ anlayışı ile değil daha modern tesislerde bilinçli şeklinde yapıldığını vurguladı. Prof. Dr. Nazan Koluman, oldukça çok az yem yiyen keçinin, ötek i hayvanlar ile karşılaştırıldığında daha fazla ürün verdiğini söyled i. Akdeniz’de yaşayan birtakım yerli keçi ırklarının aslında verim oranının yüksek olduğuna dikkati çeken Koluman, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmaların, keçi yetiştiriciliğinin daha checklü şeklinde yapılmasına imkan tanıdığını ifade etti.

Bu kapsamda bir banka ile birlik-te yetiştiricilere yönelik şeklinde hazırlanan kitaplar televizyon dizisinde kendisinin de yazarları arasında olduğu ‘Keçi Yetiştiriciliği’ kitabının da 5 bin köyde 500 bin çiftçiye ulaştırılacağını vurguladı. Hasta ve bebeklerin beslenmesinde keçi sütünün kullanılmasının önerildiğini anlatan Prof. Koluman, “Çünkü keçi sütü içerisi içerisinde bulunan birtakım maddeler özel olarak vitamin A hücre yenileyici özelliği var. Keçi sütü içerik şeklinde özel olarak anne sütüne oldukça çok yakın. Keçi sütünün hammadde şeklinde kullanıldığı yöresel ürünlerimiz var. Hatay ilinde tuzlu yoğurt Kahramanmaraş’ta dondurma, bütü n Türkiye’de keçi peyniri. Yurt dışında keçi peyniri ve oğlak eti lüks tüketim maddeleri arasında.” diye konuş-tu.

KALP DAMAR HASTALARI KEÇi ETi TÜKETSiNKoluman, sözlerini şöyle devam ettirdi: “Etine baktığımız zaman da yağ oranı düşük olduğu için kalp damar hastalıkları olanlara yurt dışında keçi etini tavsiye ediyorlar. Bizde keçi eti denildiğinde iki yanlış inanış var. 1.si kokuyor, ikincisi de ‘benim bağırsaklarımı bozuyor. Ben alışkın değilim keçi eti yiyemem’. Erkek hayvan mağlup olduğinde aynen koyun eti ve tavuk gibi hiçbir sakıncası yok rahat bir şekilde tüketilebilir. Hatta daha sağlıklı. özel olarak oğlak eti yedikten sonra ötek i etler ile aradaki farkı oldukça çok daha kolay anlayabiliyorsunuz. Keçiye karşı olan direnci de kırmaya çalışıyoruz. Keçi sütünde bu bir nebze başarıldı. ÇÜ’de oldukça çok önemli çalışmalar yapıldı. Halka damızlıklar dağıtıldı. Son 10 yıldır küçükbaş hayvancılığa Çukurova Üniversitesi oldukça çok ehemmiyet verdi. Üniversitemiz tarafından geliştirilen Alpinlerinimiz, Saanen ve son şeklinde da et verim yönlü BOER’imiz var. BOER’i ilk kez çiftçi kayıt sisteminde bu yıl Çukurova Üniversitesi tescil ettirdi. Bugünlerde süt verim yönlü Halep keçisinin üzeride duruyoruz. Bu ırkların tamamını üniversitemiz çiftliğinde yeterli sayıda yetiştirerek Türkiye’de damızlık bakımından söz sahibi olmayı hedefliyoruz. Dişi hayvan bakımından gelen yoğun talepleri karşılayamıyoruz şimdi.”

iTHAL KEÇiLER ADAPTASYON proble-mi YAޞIYORYurt dışından ithal edilen hayvanların adaptasyon proble-mi yaşadığına değinen Prof. Koluman, “Akdeniz bölgesinde geliştirilen bu tiplerin iklim değişikliği tehdidi altında olan ülkemizde önümüzdeki 50 yıl içerisinde baş gösterecek sıcak ve kurağa dayanıklı gen kaynakları olmaları bakımındandamızlık gereksinimine yönelik ihtiyacı karşılayabilecektir. Çoğu Akdeniz bölgesinde geliştirilmiş yerli ırkların kanını taşıyor çünkü. Bakanlıkta buna oldukça çok fazla inanmaya başladı ve şimdi ‘halk elinde yerli gen kaynaklarının korunması tasarımı yürütülüyor. Yurt dışından getirilen her hayvanını kendisine göre sıkıntısı var adaptasyon sorunları var. Ya oğlaklardan vuruyor, dış parazitten vuruyor. Bakıp besleyemiyoruz oldukça çok narin, hassaslar.”

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz