Uygun Kredi Bak

Uygun Kredi Bak

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

İlker Başbuğ Yargı Artık Devlet Oldu
  • Ana Sayfa » Haber
  • 16 Ağustos 2013 - 08:37:14
İlker Başbuğ Yargı Artık Devlet Oldu

26. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral ilker Başbuğ, Ergenekon davasında yargılama sürecini ve “Hükümeti devirmeye teşebbüs” suçundan hakkında verilen müebbet hapis cezasını Milliyet’ten Esra Alus’a gönderdiği mektupla yorumladı. “TARiH LANETLE ANACAKTIR” Kendisi ve silah arkadaşlarına yöneltilen suçlamaları “bir hakaret ve hiçbir şekilde kabul edilemez bir durum” şeklinde nitelendiren Başbuğ, “Bizlere asılsız ve haksız iddialara dayanarak ‘darbeci’ […]

ilker-Basbug-Yargi-Artik-Devlet-Oldu

26. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral ilker Başbuğ, Ergenekon davasında yargılama sürecini ve “Hükümeti devirmeye teşebbüs” suçundan hakkında verilen müebbet hapis cezasını Milliyet’ten Esra Alus’a gönderdiği mektupla yorumladı.
“TARiH LANETLE ANACAKTIR”
Kendisi ve silah arkadaşlarına yöneltilen suçlamaları “bir hakaret ve hiçbir şekilde kabul edilemez bir durum” şeklinde nitelendiren Başbuğ, “Bizlere asılsız ve haksız iddialara dayanarak ‘darbeci’ damgasını vurmaya çalışanları da, en az, bizlere ‘terörist’ demekten çekinmeyenler kadar tarih lanetle anacaktır” diye konuş-tu.
Başbuğ’un yazdığı 6 sayfalık mektupla değerlendiren Başbuğ’un, ifadesinden satır başları şu şekilde:
“DÜŞžLENEN DAVA”
“12 Haziran 2007 günü, İstanbul ili Ümraniye’de bir gecekondunun çatı arasında bir sandık el bombası tespit edil-di. ihbar Trabzon’dan gelmişti.[r]. Ve işte düşlenen ‘Ergenekon davası’ böyle başladı. Savcılara göre ortada silahlı bir terör örgütü vardı. Örgütün maksa-dı da darbe yapmaktı. Aslında bu davanın sonu baştan belliydi. Sonuca göre oyun ve oyuncular seçildi. Peş peşe gelen tutuklamalar, araştırmamalar, havalarda uçan iddialar ve hazırlanan iddianameler, neredeyse her gün kamuoyunu işgal etti. Lakin, iki se-ne sonra bir gün görüldü ki, darbe yapabilir örgütün askeri ayağı oldukça çok güçlü değildi! Bir sebe p yaratılarak, bu eksiklik tamamlanmalıydı. sebe p tespit edil-di. internet Andıcı.”
“EN HAKSIZ TORBA DAVA”
“Ergenekon davası, birbiriyle alakasız, iddia edilen suç ithamları, suç fiilleri ve bu fiiller etrafında, birbiriyle herhangi bir somut eylemsel bağ kurulamayan, aralarında hiçbir hukuki ilişki bulunmayan misafirin bir araya getirildiği, içine atılanın ise bir daha kolaylıkla içerisinden çıkamayacağı, belki de dünyanın en tuhaf, en haksız, en acımasız ve en anlaşılması güç bir torba dava haline getirildi. Savcılar, şahıs-lar arasındaki somut bağı ortaya koymuyor, koyamıyor, faka t hepsini n Ergenekon örgütü içerisinde olduğunu ileri sürüyorlardı. Herkes, hatta görevi başındaki bir Genelkurmay Başkanı dahi, bir biçimde Ergenekon örgütü tarafından kullanılan bir ‘araç’tır! Ortada, somut hiçbir tespit ve bağ yok. faka t savcılar, bir ‘genel örgüt tanımı’nı yeterli görmektedirler. Devletin istihbarat birimlerinden hiçbirisi, ‘Ergenekon terör örgütü’ diye bir örgüt duymamıştır, böyle bir örgütü bilmemektedirler. Oysa, savcılar için bu pek de ehemmiyetli değildir…”
ERDOĞAN’IN SÖZLERiNi belirtti
“bundan sonra Türkiye’de yargı neredeyse devlet olmaktadır. Yargı o kadar güçlüdür ve önee çıkmaktadır ki; bir gün, 6 Haziran 2012 günü sayın Başbakan şöyle konuşmak zorunda kalmıştır: ‘Demek ki, bu madde, CMK 250. maddesi, haddinden fazla yetki doğuruyor ve adeta biz devlet içerisinde devletiz, havasına bu işi sokuyor. Yani, Devlet bilmiyor, faka t devlet içerisinde devlet olanlar biliyor.’ Bu tespit ile, ilerideki süreçte tüm özel görevli mahkemeler kaldırılıyor, ‘Balyoz’ ve ‘Ergenekon’ gibi davalara bakmakta olan mahkemeler ise görevlerine devam ettiriliyor. Neden? Gerçekten neden? Yargıda ‘devlet içerisinde devletiz’ havasında olanlar var. Bunlar, güçlerini nereden almaktadır?”
“MAHKEMENiN diye konuş-tuĞi”
“Mahkemenin verdiği kararı bir kez daha izaha çalışalım: ‘1. Mehmet ilker Başbuğ, Ergenekon terör örgütü yöneticisidir. 2. Terör örgütü yöneticisi suçlaması ile açılan kamu davası düşmemiştir. Bu suçlamanın düşmesi mahkemenin beraat kararı vermesi ile gerçekleşebilir. 3. Mehmet ilker Başbuğ, terör örgütü yöneticisi olmasına rağmen, Yargıtay içtihatları dikkate alınarak, kendisine ayrıyetten bu suçtan da ceza verilmemiştir.’ Unutulmamalı ki, terör örgütü yöneticisi ya daüyesi gibi, herhangi bir şekilde iddia edilen Ergenekon terör örgütü ile ilişkilendirilemeyen kişileri, Ergenekon davası içerisinde tutamazsınız. Bu ötek i bir deyişle, ‘internet Andıcı’ davasının, Ergenekon davası dosyasından ayrılması demektir. Bu ise hiçbir zaman mahkemenin düşünüp, değerlendirip, kabul edebileceği bir durum olmamıştır.”
“ÖĞRENCiLERE ÖĞRETiLEN TAKTiK”
“Harp Akademileri’nde öğrencilere taktik meseleler üzerinde çalışırlarken; ev-vel karar verip sonra gerekçelerini yazmalarının son derece yanlış olduğu öğretilmektedir. ޞimdi burada başta Türkiye’deki hukuk fakültelerinin dekanları olmak üzere değerli bütü n hukuk adamlarının bu meseleyi değerlendirip tartışacaklarını umuyorum. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 231. maddesine göre ‘duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak, gerekçesi ana çizgileri ile anlatılmalıdır.’ Hüküm buna amirdir. Bu maddeye göre gerekçenin bütünüyle değil ana çizgileri ile anlatılması gerekmektedir. Bu madde uygulanmamıştır. Müebbet hapis cezasına çarptırılan şahıs-lar bunun gerekçelerini ana çizgileri ile de olsa bilmemektedir. Acaba hakimler bizim Harp Akademileri’nde yapılmamasını rica ettiğimiz şekilde ev-vel karar vermişler, şimdi de gerekçelerini yazmakla mı meşgullerdir?”
“YEDEK HAKiMLERE ELEޞTiRi”
“Diğer yandan mahkemenin yedek hakimlerinden birisi, 10 Ağustos 2013 yılı günü Milliyet gazetesine yaptığı ilginç açıklamada, müzakere sürecine katıldıklarını ve yedek hakimler şeklinde gerekçeye dönük şeklinde çalıştıklarını söylemiştir. Bu izahdan iki nokta anlaşılmaktadır. Yedek hakimler CMK’nın 227. maddesini hiçbir şekilde ve hiçbir şekilde ihlal ederek müzakerelere katılmış ve gerekçelerin yazılması üzerinde çalışmışlardır. Hakimler arasında oldukça çok güzel iş bölümü yapılmış gibi gözüküyor. Bu halin, hukuk devletinde kabul edilmesi mümkün müdür? Hemen sürekli olduğu gibi, bu oldukça çok açık ihlali de savunmaktan çekinmeyenler ortaya çıkıveriyor.”
“TAMAMLANMAMIޞ ÇALIޞMA”
“Mütalaanın içerisinde Ağustos 2008-Ağustos 2010 dönemine ilişkin, internet üzerinden yapıldığı tespit edilen tek bir kara propaganda ya dadezenformasyon faaliyeti yoktur. Olamaz, çünkü Eylül 2008’de Bilgi Destek Dairesi’nin lağv edilmesi direktifi verilmiştir. Ağustos 2008’den ev-vel açılmış olan siteler de ޞubat 2009’da kapatılmıştır. internet Andıcı ile kurulması planlanan 4 adet siteye dairhazırlık çalışmalarına da Haziran 2009’da son verilmiştir. internet sitelerinin olmadığı bir ortamda internet üzerinden kara propaganda ve dezenformasyon faaliyetleri nasıl yapılabilir? Ama oldukça çok açık olan bu gerçeği gözardı etmektedirler. Suçlama için bir sebe p bulunmalıdır. sebe p bulunmuştur: internet Andıcı. internet Andıcı, yasal, hiçbir suç unsurunu içerisinde bulundurmayan, tamamlanmamış bir karargah çalışmasıdır.”
“HAKARET VE hiçbir şekilde KABUL EDiLEMEZ BiR DURUM”
“Demokrasiye, asker-sivil ilişkilerine yaklaşımı, dünya görüşü, iç ve dış olay ilera bakışı bilinen; iddia edilen ‘irtica ile mücadele eylem planı’nın basında yer alması sonucu tereddüt etmeden araştırma açtıran, daha sonra ortaya çıkan ıslak imzalı olanı Jandarma Kriminal’a gönderen; bir şahsıın ve karargâhının; üzerinde tarih bulunmamasına rağmen bir ihbar mektubuna dayanarak iddia konusu planın Nisan 2009’da hazırlandığını kabul ederek ve üretilmiş bir dijital veriye dayandırılarak ilişkilendirilmeye çalışılması; her şeyden ev-vel bizlere yöneltilen bir hakarettir ve hiçbir şekilde kabul edilemez bir durumdur. Son günlerde çaresizlik içine düşen birtakım çevreler şahsımı da 28 ޞubat süreci ile ilişkilendirmeye çalışmaktadırlar. Yalan ve dolanla haber üreten bu kişiler, biraz araştırsalar, şahsımın 1995-1997 yılları arasında yurtdışında görevli, 1997-1999 yılları arasında da 2. KolOrdu ili Komutanlığı görevinde olduğumu öğrenebilirlerdi. Bizlere asılsız ve haksız iddialara dayanarak ‘darbeci’ damgasını vurmaya çalışanları da, en az, bizlere ‘terörist’ demekten çekinmeyenler kadar tarih lanetle anacaktır.”

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz