Uygun Kredi Bak

Uygun Kredi Bak

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

Halepçe Ve Şam 25 Yıl Sonra Aynı Dram
  • Ana Sayfa » Haber
  • 22 Ağustos 2013 - 08:56:03
Halepçe Ve Şam 25 Yıl Sonra Aynı Dram

Halepçe ve Şam 25 yıl sonra aynı dram…Halepçe katliamının 1. derece tanığı olan ve fotoğrafları ile oradaki dramı dünyaya aktaran belgesel yapımcısı ve gazeteci Ramazan Öztürk, “Irak’ın elindeki kimyasal silahların Suriye’ye gitmiş olması muhtemel. ޞimdi Suriye o kimyasal silahları kullanıyor. Daha da kullanır, çıldırmış bir rejim ve zihniyet var orada” diye konuş-tu.Öztürk, ޞam’da kimyasal silah […]

Halepce-Ve-Sam-25-Yil-Sonra-Ayni-DramHalepçe ve Şam 25 yıl sonra aynı dram…
Halepçe katliamının 1. derece tanığı olan ve fotoğrafları ile oradaki dramı dünyaya aktaran belgesel yapımcısı ve gazeteci Ramazan Öztürk, “Irak’ın elindeki kimyasal silahların Suriye’ye gitmiş olması muhtemel. ޞimdi Suriye o kimyasal silahları kullanıyor. Daha da kullanır, çıldırmış bir rejim ve zihniyet var orada” diye konuş-tu.
Öztürk, ޞam’da kimyasal silah kullanılarak yapılan saldırıyı ve daha önce şahit olduğu Halepçe katliamını AA muhabirine yorumladı.

Savaş ve insan kavramlarının sürekli ortasında olduğunu ifade eden Öztürk, bu iki kavramın birbirleri ile çeliştiğini belirt ti. Öztürk, insanlık tarihinin savaşlar ile dolu olduğunu anımsatarak, savaşların “kirli” [r] olduğunu aktardı. Savaşların günden güne daha da kirlendiğini anımsatan Öztürk, “Aslında savaşlarda insanlık ölüyor. sadece bir tarafın üstün gelmesi şeklinde anlamak doğru değil. Savaşta iki taraf da kaybediyor, en değerlilerini kaybediyor” diye konuş-tu.

Savaşın etkilerinin sene-ler sonra da gözlemlenebildiğini anlatan Öztürk, savaşan halkların uzun sene-ler sonra sebe p savaştıkları konusuna bir izah yapamadıklarını belirt ti. Öztürk, iran-Irak Savaşı’nın bu tür savaşlardan olduğunu ifade ederek, iranlı gazilerin savaştan sonra “Kimin kazandığını bilmiyorum ama ben yitirdim” diye konuş-tuklerini aktardı.

– “Halepçe’ye girdiğimde ağladım”

Savaşı “oyun” ve “tiyatro” şeklinde tanımlayan Öztürk, Halepçe’de insanın insana neler yapabileceğini gördüğünü belirt ti. Öztürk, 20. yüzyılın son çeyreğindeki katliamla alaka-lı şeklinde şunları belirt ti:

“insanın bir anlık iktidarlar uğruna nasıl canavarlaştığını görüyorsunuz. Ben canavar diyorum ama canavlarlar dahi bu kadar insan öldürmez. Kelime bulamadım. O zaman işte oturup düşünüyorsunuz. Ben de Halapçe’ye girdiğim zaman ilk tepkim ağlamak olmuştu. insan insana bunu nasıl yapabilir, bu nasıl insanlık ? insanlığımdan bir milyon kez utandım. Bakıyorsunuz yerde çocuklar, kadın milleti ve yaşlı insanlar var. Bunların hiçbirini elinde silah yok ki… Bunlar başkalarını öldürmemişler ki, başka bir ülkenin toprağını işgal etmemiş ki yani bir aylık bebeğin ne tür bir zararı olabilir? Onun için savaşlar oldukça çok kirlidir, çünkü çocuklar da ölüyor.”

Savaşın kararlarını yönetenlerin verdiğini anımsatan Öztürk, “Ölenler, masum insanlar oluyor. Halepçe’de de 6 bine yakın insan, sokaklarda sivrisinek sürüsü zehirlenir gibi öldürüldü” diye konuş-tu.

– “Ortadoğu’da her ailenin bir kaybı var”

Öztürk, Halepçe katliamından sonra yıllarca o bölgeye gidemediğini anımsatarak, o görüntülerin etkisinden uzun zaman çıkamadığını anlattı.

Suriye Baas rejiminin oldukça çok eski olduğunu hatırlatan Öztürk, bu rejimin deği-şik bir Arap milleyetçiliğine dayandığını vurguladı. Öztürk, Irak Baas’ının Suriye’den devşirme olduğunu dile getirerek, Irak’ta bu rejimin etkilerinin bugün de görüldüğünü söyledi. Söz konusu coğrafyada her ailenin kayıpları olduğunu anımsatan Öztürk, Hafız Esed’in de pek çok katliama imza attığını söyled i. Öztürk, bu tür baskıcı rejimlerde ailesinden biri nezarete atılan vatandaşın, akrabasının akıbetini soramadığını belirt ti. Beşşar Esed’den yönetime geldiğinde reform beklentisi olduğunu anlatan Öztürk, rahat yaşamanın tek yolunun dayatılanı kabul etmek olduğunu ifade etti.

– “Esed rejimi bir dikta, zalim bir rejim”

Ramazan Öztürk, Suriye’deki iç çatışmanın giderek daha vahim bir hal aldığını belirterek, “Olaylar tozu dumana katıldığı, gözün gözü görmediği bir hal alıyor. Benim aklıma Lübnan geliyor. Hatta 70, 80 ve 90’lı yılların Beyrut’u geliyor. Beyrut’ta da böyleydi, herkes savaşıyordu. Avrupa ülkeleri kendi aralarındaki sorunları doğrudan birbirlerinin topraklarına şiddet uygulayarak yapamıyorlar. Savaş alanı Beyrut’tu, herkes hesabını orada görüyordu. Onun için başkaları savaştı. Bu yıllarca sürdü ama bir anda bitti. Bu nasıl bitti?” ifadelerini kullandı.

Suriye’de Suriyeliler’den oldukça çok başkalarının savaştığını anımsatan Öztürk, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Esed rejimi bir dikta, zalim bir rejim. bundan sonra o tür rejimlerin dünya yüzünde olmaması gerekli. Eğer o rejim demokratik bir rejim olsaydı, başkaları da orada kendilerine savaşabilir bir alan bulamazdı. Bataklık sivrisinekleri çekiyor. Irak’ta da Saddam görevini bırakmış olsaydı, Körfez Savaşları olmazdı. ޞimdi Suriye’de de ne yazık ki öyle, Suriye’de herkes var. Başkaları savaşıyor, Suriyeliler ölüyor. Bu manzaralar bir 25 se-ne sonra yine yenide nlanabilir. Bu Orta Doğu coğrafyasından korkuyorum. Türkiye buna dahil.”

– “Esed’in kimyasal silah kullanması oldukça çok normal”

Suriye’de kimyasal silah kullanılmasına hiç şaşırmadığını ifade eden Öztürk, Baas rejiminin kırmızı çizgisi olmadığına vurgu yaptı. Öztürk, iktidarı kurtarma adına 600-700 bin şahsıın de öldürülebileceği tespitinde bulunarak, Irak’ta Saddam döneminde tonlarca kimyasal madde üretildiğini belirt ti.

Irak’ta üretilen kimyasal maddelerin Saddam’ın devrilmesinin arkasından Suriye’ye nakledilmiş olabileceğinin kuvvetle muhtemel olduğunu anımsatan Öztürk, “Irak’ın elindeki o kimyasal silahların Suriye’ye gitmiş olması muhtemel. ޞimdi Suriye o kimyasal silahları kullanıyor. Daha da kullanır, çıldırmış bir rejim ve zihniyet var orada. Çıldırmasını tetikleyen pek çok sebe p var orada” diye konuş-tu.

Öztürk, Türkiye sınırına atılan bombaların önümüzdeki dönemde kimyasal içerikli olabileceği savunarak, “Türkiye’yi oraya çekmek adına bunu yaparlar. Bu benim kehanetim ama Allah göstermesin. Ama böyle bir şey olsa oldukça çok şaşırmam” diye konuş-tu.

– “insanların ölmesi kimsenin umurunda olmuyor”

Öztürk, “Önceki konuşmalarınızda ‘BM görevlilerinin Irak’taki kimyasal silahlardan haberi vardı’ diye konuş-tuniz, Suriye’deki saldırı BM görevlilerinin orada olduğu dönemde gerçekleşti, BM gibi kurumların inandırıcılığı ve yaptırım gücü yenide n dan araştırmanmalı mı? şeklindeki sorusunu, şöyle yanıtladı:

“O bataklığa girince bunlar kayıp vermeye başlıyor ve kendi kamuoylarında tepki meydana geliyor. Son zamanlardaki Suriye ve Arap uyanışı ile başlayan olay ilerda insan kaybı yaşamak istemiyorlar. Ayaklanan tarafların birbirleri ile hesaplarını görmelerini bekliyorlar. sadece kınıyorlar. insani laflar ediliyor ama bu sadece lafta kalıyor. isteselerdi Suriye’ye müdahale edebilirlerdi. misafirin ölmesi kimsenin umurunda olmuyor.”

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz