Uygun Kredi Bak

Uygun Kredi Bak

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

FETÖcü Ünlü Kaymakamla İlgili Flaş Detaylar

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Arıcı Çocukların Borazan Ve Tenekeli Kuş Nöbeti

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Kızılay Başkanı Kınıktan Arakan Çağrısı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

Yol Kenarında Ağaca Asılı Gelinlik Şaşırttı

Acının Son Kullanma Tarihi Yoktur
  • Ana Sayfa » Haber
  • 17 Ağustos 2013 - 08:51:58
Acının Son Kullanma Tarihi Yoktur

Yerküre kendine has sarsıntısı ile sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan ‘Ne oluyor buna!’ diye konuş-tuği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona haber vermesiyle tüm haberlerini anlatır.” (Zilzal-4)Kuran-ı Kerim’deki bu ayeti ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum… Ama ayet ile ilk kez karşılaştığımda tasvirin dehşeti bende oldukça çok önemli bir ürperti meydana getirmişti. Büyük kıyameti […]

Acinin-Son-Kullanma-Tarihi-YokturYerküre kendine has sarsıntısı ile sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan ‘Ne oluyor buna!’ diye konuş-tuği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona haber vermesiyle tüm haberlerini anlatır.” (Zilzal-4)
Kuran-ı Kerim’deki bu ayeti ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum… Ama ayet ile ilk kez karşılaştığımda tasvirin dehşeti bende oldukça çok önemli bir ürperti meydana getirmişti. Büyük kıyameti anlatan bir oldukça çok ayetten biriydi; Zilzal 4…1999, bin yıllık zaman diliminin devrinde: zamanın son taşıyıcı rolünü üstlenmişti. Takvim yaprakları [r] 17 Ağustos’u gösteriyordu.Zamanı kovalayan akrep ve yelkovan Türkiye mahal-li saatiyle sabahın 3:30’unu işaret ediyordu…Futbol milli takımı kadrosunda, bir yurtdışı müsabakası için Norveç’te bulunuyordum.***Depresif ve soğuktu her şey…Bir huzursuzluk içimi kemiriyordu… Acı acı çalan telefonum huzursuzluğumun nedeni nin habercisi gibiydi… Telefonun ötek i ucunda kardeşim vardı…Tedirgin ve korku yüklü sesi hala kulaklarımda: “Abi Sakarya ili yerle bir; deprem oldu. Bizimkilere de ulaşamıyorum!”Aynı zaman dilimin de kaç telefon böyle korku ile açılmıştı, kim bilir? Küçük bir kıyametti belki de yaşanılan… Yine de Allahu Alem… Norveç ile oynayacağımız milli maç hemen iptal edilmiş dönüş yolculuğu başlamıştı…Uçakta gazetecilerin ve arkadaşlarımın bana endişeli bakışlarının ardında; “Acaba bana söyleyemedikleri acı bir haberleri mi var” duygusu ile geçen stresin ruhuma yaptığı baskıyı unutamam. istanbul’a uçağın tekerleklerinin değmesiyle birlik-te panik hali bende ayyuka çıkmıştı.2 aylık evli olduğum eşimin iyi haberinin arkasından havaalanı kapısından ayrılmam ile birlik-te kendimi Sakarya ili yolunda buldum.5 saate yakın süren bir yolculuk ile derinden yapılmışn acıların yaşandığı izmit’i nasıl geçtiğimi hatırlamıyorum…Acılar havaya sinmiş insanın sonucu bulutsuz yağıyordu. Sakarya’ya vardığımda ise anne ve babamı sormaya utanır haldeydim neredeyse…Feryadı figanlar ayyuka çıkmıştı… Taş üzerinde taş kalmamıştı doğru ama can üzerinde de can kalmamıştı…Giden canlar geride bıraktığı canları da almıştı aslında yanlarına… Bir karambol hali, mahşeri bir telaş içerisindeydi her yer… Sağa sola koştururken ilerdeki kalabalığın arasında babamı gördüm…Komşuları babamı sakinleştiriyordu…Babama yönelmiş bu teselli çabaları, (Allah affetsin) bana “annem mi” diye konuş-turtiverdi. Cesaretimi toplayıp “annem” diye konuş-tuğimi hatırlıyorum! Kalabalığın içerisinden birisi, “Sakarya’daki yıkılan eve gitti” deyiverdi.Çökmüş binanın yakınında olduğu söylenen annemin yanına sanki uçarak gitmiştim… Karşılaşır mücadelez annemin boynuna nasıl da sarılmıştım… O koskoca bina ise bundan sonra yoktu… sadece yıkılan binanın enkazının üzerinde elinde bir Galatasaray Takımı forması ile oturan genç dikkatimi çekmişti!***ޞaşkındım.. Anneme gözlerimi çevirdim… Annem bir anda ağlamaya başlamıştı… Bir derbi maçı golünün anısına ‘canım anneme’ diye verdiğim formaydı gencin elindeki!Annemin göğü yarılmış gözlerine yağmur olmuştu sanki… Gencin anne ve babasını yitirdiğini, saatlerce göçükte yaptığı aramalar netice-si bulduğu tek şey o forma olmuştu. Ve kendisinden rica etmişti… O forma gencin bilinçaltında neyin karşılığıydı? Bilmiyorum…Sadece bir forma mıydı? Onu da bilmiyorum… Ama bildiğim bir gerçek vardı: Deprem bir küçük kıyametti… Ve bu kıyametin en büyük müsebbibi doğa değil insandı…Önce tedbir sonra tevekkül noktasında ise tedbir kısmı hep gözardı edilmişti. Nedense bir yaşam tedbirini seçmiş olduğuni sanan bizler sonuçları trajedi ile ortaya çıkan hatalara imza atmaktan çekinmiyorduk.***Bu yazıyı niye mi kaleme almıştım? Hatırlatmak için…“17 Ağustos’un üzerinden sadece 14 se-ne geçti” demek için…Çünkü hiçbir acının son kullanma tarihi yoktu! Unuttuğunuzu düşündüğü anda acı kendini hatırlatma lüksüne malikti…Ta ki siz o acıların sebeplerinden ders çıkarıp ibret aldığınızı ona inandıracağınız ana kadar! Peki siz dönem dönem yaşadığımız küçük kıyametler aracılığı ile verilen uyarıyı dikkate aldınız mı?Peki siz geçen 14 se-ne boyunca yaşam alanlarınızda gerekli tedbirleri kuşandınız mı? Hadi dürüst olun… Deprem gerçeğini ve 1999, 17 Ağustos’u unuttunuz değil mi?Oysa benim Sakarya ilinde 17 Ağustos depreminde gördüklerim karşısında anladığım ve hala unutmadığım tek bir gerçek vardı, yetimliğin ve öksüzlüğün yaşı yoktu…NOT: 17 Ağustos gibi acılar ile bu ülke bir daha mücadelesın duası ile. Sakarya’dan Erkan Abi ve Serhat kardeşim her vefat eden kardeşim gibi sizler için bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Unutmadık!

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz